İkisi Bir Arada: Isaac’in Yolu!

isaac

Allah’ım bir oğlan çocuğu bu kadar tontiş, bu kadar ponçik, bu kadar minnoş, bu kadar mıncırılası olabilir. Bizim minik Isaac ve annesi küçük bir evde yaşamaktadır. Isaac oyuncakları ile oynarken annesi günlük Hristiyan kanallarını izler. Bir gün annesi Tanrı’nın onunla konuştuğunu ve oğlunun günahlar ile etrafının sarıldığını düşünür/duyar. Ses annesine Isaac’i bu günahlardan arındırmasını, yani bütün eşyalarını almasını söyler. Annesi bunu yapar ve Isaac’in -donuna kadar- bütün eşyalarını alır. Daha sonra ses Isaac’in hala günahlar içerisinde olduğunu ve odasına kapatılması gerektiğini söyler. Annesi bunu da yapar ve Isaac’i odasına kapatır. Daha sonra ses Isaac’in hala günahlar ile sarılı olduğunu ve arındırılması için öldürülmesi gerektiğini söyler. Annesi ise sese uyar ve eline bıçağı kaptığı gibi Isaac’in odasına gider. Isaac bunu gördüğünde ne yapacağını bilemez ve odasında bodrum katına giden bir geçit olduğunu görür. Annesi kapıdan girmek üzere iken Isaac aşağı atlar ve serüvenimiz başlamış olur. Amacımız anneden kaçabilmek. Bakalım anne bizi yakalayabilecek mi? Bodrumdaki iğrenç yaratıkları alt etmeyi başarabilecek miyiz?

Epilogue ile birlikte 17 farklı bitiş hikayesi olan The Binding of Isaac’i ve The Binding of Isaac: Rebirth’ü oynamaya doyamayacaksınız. Nereden mi biliyorum? Çünkü her öldüğünüzde baştan başlamak zorunda kalıyorsunuz ve her kat da birbirinden farklı oluyor. “Baştan başlamak mı sıkıcı olmayan?” diyebilirsiniz. Hayır tabii ki de farklı bir başlangıçtan başlamak sıkıcı olmayan. Karşınıza çıkan yaratıkları ve engelleri gözyaşlarınızı kullanarak öldürmeye çalışıyorsunuz (Evet biliyorum çok masumca). Bazı odalarda –genellikle sarı kapılı olanlarda- size geliştirici nesneler veriliyor. Bu geliştirmeler ile saldırınız, koşma hızınız vs. gelişiyor ve canavarları daha çabuk öldürebiliyorsunuz. Oyunda çok fazla etkinlik var ve her şey rastgele. Örneğin, yere hap düşüyor ve bu hapların renkleri değişik değişik (tövbe bismillah sarı, mavi, kırmızı ve beyaz vs.) oluyor. Bu haplar her öldüğünüzde içinde bulunan etkisi değişiyor (mavi hap can verirken öldükten sonra değişerek başka bir şey oluyor). Böylelikle hiç sıkılmamış oluyorsunuz. Her şey sürpriz oluyor. Kazandığınız “achievement”lar da cabası. Örneğin, “I found pills!” diye bir hap var ve hapı yediğinizde (gerçek anlamda :D) bunun achievement ismi: “I found pills and I ate them”. Neyse bu kadar konuşma yeter. Oyunlarımıza geçelim!

2015-09-09_00002Aynı temada olan bu iki oyun, Isaac’in annesinden kurtulma maceralarını anlatıyor. Ama ilk oyun ile ikinci oyun arasında birkaç fark var. Mesela ne mi var? Grafikler neredeyse tamamı ile farklı. İlk oyunda olan o yuvarlak hatlar, ikinci oyunda yerini piksellere bırakmış. Fakat ilk oyundaki fps sorununa çözüm getirmişler bu grafiklerle. İlk oyunda maksimum 30 fps alırken 2. oyunda 60 fps’nin üstünü görebilir konumdaydık. İlk oyunda katlar sabit ve 6 taneydi. Yeni oyunda ilerlemeye göre kat sayısı artıyor ve 8-9’a kadar ulaşabiliyor. Aldığınız geliştirmeler ile ilerideki katlarımızın şeytani ya da kutsal olmasını belirliyoruz. İlk oyunda 150-200 kadar geliştirme varken, ikinci oyunda 343 tane geliştirme bulunuyor. Bu da sıkılma faktörünü ortadan kaldırıyor. Yani oyuna her başladığınızda aldığımız geliştirmeler ile bambaşka karakterlere bürünüyoruz.

2015-01-04_00001Oyunun şarkılarına, efektlerine değinecek olursak, gözyaşlarından kaynaklanan bir şipil şipil ses var zaten bu yeterince insanın içinde bir şeyler uyandırıyor. Gözyaşı sesinin yanı sıra örümceklerin, mutasyona uğramış ya da başkalaşım geçirmiş yaratıkların seslerinden yeterince geriliyorsunuz. Bazı aldığınız kartlar veya haplar ile de annenin “ISAAC!!!” diye bağırışını duymanız da cabası.

Isaac’i oynamaya başladığınızda kendinizi durdurmak için zorlamanız gerekiyor. Yoksa –oyunu bitirseniz dahi- tekrar oynamak, katları tekrar geçmek tutkusuyla “Yeni Oyun”a tıklayıveriyorsunuz.

Indie oyunlar genelde eğlenceli olur fakat Isaac’in onlardan farkı hem güzel bir hikayesi olması, hem kendine bağımlı yapması ve oynarken de hiç sıkmadan mükemmel derecede zevkli olması. Üstelik ara geçişlerde masumane kabuslarını görüp “Allah’ım kıyamam ne kadar tatlı!!” demekten kendinizi alamıyorsunuz. Neyse yeter bu kadar övdüğüm.

Isaac’in tek kötü özelliği var o da oyuna ilk başladığınızda sınırlı nesne kapasiteniz var ve sadece 1 karakter açık. Oyunu bitirdikçe bulabildiğiniz nesne çeşidi ve karakterler açılıyor. Yeni gelen karakterler haliyle daha avantajlı oluyor. Örneğin bir karakterin üzerinde can yenileme varken, diğer bir karakter her hasar aldığında saldırısı güçleniyor. İlk kez oynamaya başlayanlar için biraz yorucu olabilir bu karakterleri açmak ama PES ETMEYİN! Sonunda mutlu olacaksınız. Bana güvenin!

İyi oyunlar efendim. Her gününüz oyun dolu olsun.

Not: Açılan yeni karakterler her ne kadar iyi özelliklere sahip olsalar da, dezavantajları da bulunuyor. Aman dikkat edin derim!

Grafik: 75

Atmosfer: 95

Oynanabilirlik: 85

Ses: 80

Genel: 84

Like

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir