Star Wars: The Force Awakens Ön İnceleme (Spoiler İçermez)

sw_800x400

There has been an awakening. have you felt it?

Star Wars ile ilk tanıştığımda yıl 2005’ti. Sith’in intikamı yeni vizyona girmişti. Seriye başlamak için çok da uygun bir film seçmemiştim. Benim gibi 90’lı nesil için ilk başta güzel gözükse de sonradan baktığımızda Star Wars evreni ile tanışmak için kötü bir başlangıç olduğunu kabul etmek lazım. Kötü oyunculuklar, gözüme gözüme sokulmuş bilgisayar efektleri ve belki de tarihin en karizmatik kötülerinden olan Darth Vader’in doğuşunun bu kadar basitleştirilmiş olması ikinci üçlemeyi, tarihin karanlık sayfalarına atmak isteğimizi kat kat arttırdı.

Disney, LucasFilms’i aldığından ve Force Awakens’ı duyurduğundan beri kafamızda çeşitli sorular vardı. Bir başka ikinci üçleme rezaleti ile mi karşılaşacağız, hangi zaman dilimini göz önüne alacaklar gibi bir çok soruyu düşünüyorduk. Ancak filmi bugün seyrettikten sonra diyebilirim ki film hem önündeki Star Wars takısını hem de Force Awakens yani Güç Uyanıyor ismini hak ediyor. Bugün sinemaya girip izlemeye başladığımda 1. dakikadan itibaren bir Star Wars filmi seyrettiğimi hissettim. Prequel adı verilen, Darth Vader’in ortaya çıkma hikâyesini anlatan üçlemeden çok daha üst konumda. Ayrıca film içindeki ögeler, hikaye akışı bana A New Hope seyrediyormuşum hissiyatı yarattı. İkinci üçleme her ne kadar ulvi bir amaçla yola çıkmış olsa da dev bir marka değerinin beslenmesi amacıyla çok gereksiz temalarla ve detaylarla doldurulmuştu. Bu filmde ise bunu görmüyoruz ve Star Wars seyircisinin seveceği klasik temalar temel alınmış durumda. Burada hem bir risk almanın getirebileceği sonuçlar hem de seyirciyi seriyle barıştırmak amacı güdülmüş olma olasılığı çok yüksek. Sonuçta tekrar Star Wars izlediğimizin verdiği o mutlulukla, sinemada keyifli bir 2 saat geçireceğinizin garantisini verebilirim.

MV5BODc1NjQwMTAyNF5BMl5BanBnXkFtZTgwNjU5ODEzNzE@._V1__SX1857_SY895_

MV5BMjM3NDYxMDkwMl5BMl5BanBnXkFtZTgwNjQzMTY1MzE@._V1__SX1857_SY895_

Spoiler vermeden filmden genel hatlarıyla bahsedecek olursam, film, 6. film olan Return of the Jedi’ın 30 yıl sonrasında geçiyor. Galaktik İmparatorluk’un parçalanmasından sonra ortaya çıkan Birinci Düzen ile İsyancılar arasındaki güç çatışması üzerinden bizlere güzel bir hikaye anlatılıyor. Endor Savaşı ile film arasında geçen 30 yıl içerisinde yaşananlara dair birçok soru işareti bulunuyor. Bir kısmının cevabını alsak da bu filmde öğrenemediğimiz sorular hala mevcut. Leia Skywalker, Han Solo gibi orijinal üçlemeden karakterlerin yanı sıra Finn, Rey ve Poe gibi yeni karakterler de kadroya katılmış durumda. Sevdiğimiz aksiyon ve macera temalarının yanında espri oranı da iyi tutturulmuş ve seyirciyi doğru yerlerde güldürüyor. Jar Jar Binks gibi yeni bir fecaatin yaratılmasının önüne geçilmiş, bu şekilde karakterler doğru ve kararında bir şekilde yaratılmış olduğunu da belirtmek gerekir. Filmin yönetmeni J. J. Abrams’ın da sır gibi sakladığı Luke Skywalker’ı ben de saklıyorum ve çok bahsetmek istemiyorum. Filmin kötü karakteri olan Kylo Ren’e gelecek olursak her ne kadar Darth Vader olamasa da, gelecek vadeden bir kötü karakter olduğunu düşünüyorum. Birkaç noktada kafamızda soru işareti olsa da Kylo Ren bu üçlemenin vazgeçilmez bir parçası olacağa benziyor. Snoke karakteri bu film için en sır dolu karakterlerden biri durumda. Birinci Düzen’in başı olan Snoke serinin diğer iki filminde özellikle Kylo Ren’in üzerinde önemli bir role sahip olacağa benziyor. Stormtrooper’ların lideri olarak gözüken Captain Phasma ise her ne kadar benzetilmek istense de Boba Fett etkisi yaratılamamış, sanki bilerek kullanılmamış gibi bir durum söz konusu. İleride daha fazla rol alacak mı bilemiyoruz, karakteri oynayan Gwendoline Christie henüz 8. Filmin kadrosunda gözükmemekte ancak rol alacaksa onun da ana senaryoya bağlantılı olarak bir rolü olacağını düşünmek yanlış olmaz. Gücün karanlık tarafı ile aydınlık tarafındaki çatışma başarılı bir şekilde yansıtılmış. Gerek sinematografi gerekse senaryo açısından güçteki dengesizliği ve yazının başında kullandığım “uyanışı” hissediyorsunuz.

MV5BMjIwMjQ0Mzc1Ml5BMl5BanBnXkFtZTgwNzU5ODEzNzE@._V1__SX1857_SY895_

Film çekimlerine ve müziklere gelecek olursa, çekim kalitesi ve sinematografi açısından güzel sahneler yakalanmış. İkinci üçlemede yaşanan CGI faciası yaşanmamış. Sahnelerin hepsi gerçek ortalamlarda, dış setlerde çekilmiş durumda. Filmdeki gerçekçilik ve atmosfer etkisini çok güçlü kılmış. Teknolojinin gelişmesinden dolayı da kullanılan az sayıdaki CGI çok sırıtmıyor. Müziğe gelince John Willams kalitesinden ödün vermemiş, o yüksek tempolu kaliteli müziğini filmin her yerinde hissediyorsunuz. İlk üçlemenin devamı olduğu için, ilk üçlemede bulunan müziklerin yeniden canlanmış halleri ya da parçalarının kullanımı sıkça gerçekleşmiş. Özellikle Han Solo and the Princess ile Binary Sunset adlı temaların ağır etkisi gözüküyor. Şurada şu notu söylemeden geçemeyeceğim, filmler ne kadar kötü olursa olsun, her filmde insanın aklına dolanan bir tema oluyordu. Duel of the Fates, Imperial March, Throne Room, Anakin vs Obi-Wan bu akılda kalan vurucu temaların ürünleri. Bu filmde maalesef böyle güçlü bir tema bulunmuyor.

MV5BMTQ2MjA0NjIyN15BMl5BanBnXkFtZTgwMzU0ODUzNTE@._V1__SX1857_SY895_

Sonuç olarak Star Wars The Force Awakens, Star Wars serisine yakışır bir film olduğunu düşünüyorum. A New Hope ile taşıdığı benzerlikler yapımcıların risk almadan Star Wars’u Star Wars yapan etkenler üzerine yoğunlaştığını gösteriyor. İzlerken oluşan mantık hataları ve soru işaretleri umarım önümüzdeki iki filmde açıklanır ve ortaya, temiz bir üçleme çıkar. Güçteki uyanmayı sizin de hissetmenizi dilerim.

Güç sizinle olsun.

MV5BOTgwNTEwNDkwNV5BMl5BanBnXkFtZTgwMzQzMTY1MzE@._V1__SX1857_SY895_

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir