Acısıyla Tatlısıyla

Hepinize yeniden merhaba arkadaşlar. Okulumuza yeni gelen arkadaşlarımız için güzel bir üniversite dönemi, üniversite dönemi bir rutin haline gelmiş arkadaşlara başarılı bir dönem ve mezun olacaklara da uzatmadan güzel mezuniyetler diliyorum. Bilmeyenler için kendimi tekrar tanıtayım: Ben Yester Habeş, 3,5tan 4 olamamış bir kimya mühendisliği öğrencisiyim. İTÜ IEEE maratonum Kariyer Komitesiyle başlayıp BASYAYKOM (Basın Yayın Komitesi)’da devam etmekte. Sizleri uzun uzun hayat hikâyeme boğmaya niyetim yok. Buradaki asıl meselem sizlere mutfakla ilgili pratik ve biraz da kimyasal bilgiler vermek. Tabii bu ufak kimya dersini eğlenceli kılmak için deney tadında uygulayabileceğiniz küçük tariflerle de süsleyeceğim geçen yıl olduğu gibi 🙂

Şimdi bu ayki konumuzu açıklamak istiyorum. Bu sene başlarken acısıyla tatlısıyla arkamızda bıraktığımız yaza bir gönderme olarak size, acısıyla tatlısıyla soğandan bahsetmek istiyorum. Evet, yanlış duymadınız: soğan. Çoğunuzun kendisini sevmediğini biliyorum. Ben çok severim ve yemeklerde de çok kullanırım o ayrı. Ama bu yazımın bununla hiçbir alakası yoktur bilmenizi isterim. Çok gevezelik ettik, artık başlayalım 🙂

sokhhh

Soğan çoğunuz için kokan, acı ve göz yaşartan gereksiz bir besin olabilir. Ama aslında kendisi Home ve Heredot gibi tarihten tanıdığımız ünlü isimlerin eserlerine konu olabilecek kadar önemli bir besindir. Hatta Büyük İskender ordularının dayanıklılığının artması için askerlerin soğan yemelerini emretmiştir ve bunun üzerine askerleri kendilerine güç ve cesaret vermesi için soğanla beslenmişlerdir. Antik Yunan’da ise atletlerin büyük miktarı soğan yiyorlardı çünkü soğanın tansiyonlarını dengelediğine inanıyorlardı. Çin tıpçıları; soğanı faranjit, öksürük ve nefes alma problemleri gibi sağlık sorunlarını tedavi etmekte kullanıyorlardı. Ayrıca 2. Dünya Savaşı’nda Rus askerleri savaş yaralanmalarında antiseptik olarak soğanı kullanmışlardır. Bu kadar tarihçe yeter. Soğanın kimyasal olarak olayı nedir? Anlatılacak kadar önemli neyi olabilir?

Sorularınıza bir soruyla cevap vereyim. Soğan doğrarken ya da etrafınızda doğranırken neden gözleriniz yaşarır? Hiç düşündünüz mü?

Koca yaz bunu mu araştırdın demeyin. Bir dergide şans eseri karşıma çıktı ve sizlerle paylaşmak istedim. 🙂
Soğan sadece 39 kcal olmasına rağmen içerisinde birçok besleyici madde bulundurur. Bunların yanı sıra aromatik bir besindir. Bu aromatik yapısı da içindeki kükürtten kaynaklanmaktadır. Yani soğan kükürtten mi oluşuyor? Tabii ki de hayır. Soğan da her bitki gibi hücrelerden meydana gelir ve bu hücrelerin yapı taşı da aminoasitlerdir. Bu bahsettiğimiz kükürt de bu aminoasitlere bağlı olan sülfür gruplarında bulunur. Yani siz soğanı doğradığınızda (hücreleri parçaladığınızda) hücrelerin içindeki aminoasitleri ve onlara bağlı bulunan grupları açığa çıkarmış oluyorsunuz. Bu kükürt de sülfürik asit olarak havaya karışıyor ve gözlerimizle temas edince de ağlamaya başlıyoruz.
Peki, biz hep soğan doğrarken ağlayacak mıyız? Bu göz yaşarmasını engellemek için insanoğlu çeşitli yöntemler geliştirmiş tabii. Benim de kullandığım bir yöntem olarak soğan doğrarken musluğun yanında doğramanızı ve musluğu açmanızı tavsiye ederim sesinden midir ferahlığından mıdır bilemem rahatlatır. Bir diğeri, soğan doğrarken dudaklar arasına bir dilim limon ve ya dişler arasına bir kesme şeker yerleştirmenizdir, işe yarayabilirmiş. Denemenizi tavsiye ederim işe yarıyorlar. 🙂

Size bu kadar soğan anlattım iki tane de güzel tarif vereceğim tabi ama derseniz ki ben soğan sevmem, doğrayamam o zaman kullanmayabilirsiniz. Tariflerim ise son zamanlarda her yerden duyduğum soğanlı yumurta ile benim favorim olan arpacık soğanlı tavuk.

Soğanlı Yumurta
Malzemeler:
• 2 adet soğan
• 3-4 yumurta
• 4-5 yemek kaşığı zeytinyağı/2 yemek kaşığı tereyağı
• Tuz
• Pulbiber
Hazırlanışı: Hepinizin aşina olduğu bir tarif ama kısaca değinmek isterim. Soğanları isteğe bağlı olarak yarım ay veya küp küp doğrayın. Daha sonra tavaya yağı ekleyip ocağa koyun. Tava ısındıktan sonra soğanları ekleyin ve pembeleşene kadar çevirin. Sonra istediğiniz baharatları ekleyin ve bir tur daha karıştırın. Yumurtaları ilave edin ve istediğiniz kıvamı elde edene kadar pişirin. Kıvam konusunda yeni öğrendiğim bir şeyi sizle paylaşmak isterim: eğer kayısı kıvamında yumurta seviyorsanız yumurta biraz piştikten beyazları belli olduktan sonra üzerini bir kapakla kapatın. Bir iki dakika da öyle pişsin ve altını kapatın.

Not: Miktarlarla ve baharat çeşitleriyle istediğiniz gibi oynayabilirsiniz.

soğanlı yumurta

soğanlı yumurta

Arpacık Soğanlı Tavuk
Malzemeler:
• 3-4 adet Tavuk (Ben Kemiksiz But Kullandım)
• 10-12 adet Arpacık Soğan
• 3-4 diş Sarımsak
• 1 yemek kaşığı Domates, Biber Karışık Salça
• 1 çay kaşığı Tuz
• 1 çay kaşığının ucuyla Karabiber
• 1 su bardağı Sıcak Su
• 1/3 çay bardağı Zeytinyağı

Hazırlanışı: Arpacık soğanları kabuklarından ayırıp temizleyin çok iriler varsa içinde 2’ye bölün. Tavukları arpacık soğanların büyüklüğünde doğrayın. Kızdırdığınız tavaya zeytinyağı ekleyip soğanları ekleyin ve kavurmaya başlayın. Kavrulan soğanların içine tavuk etini ekleyin ve sürekli karıştırarak kavurmaya başlayın. Bir bardağın içinde sıcak su koyun ve salça ekleyip eritin. Tavuklu soğan karışımının içine ekleyin. Baharatları, ve rendelenmiş sarımsakları ekleyip karıştırın ve kapağını kapatın. Suyunu çekene kadar kısık ateşte ara ara karıştırarak pişirin. Sıcak sıcak servis edin. Yanına bir pilav ya da püre de iyi giderdi. Onlar da diğer aylara kalsın 🙂

arpacık soğanlı tavuk

arpacık soğanlı tavuk

Ellerinize sağlık ve afiyet olsun!

Like

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir