Neler Duyuyorsunuz?

kivanc duymuyorum

Selamlar herkese!

Bu sayı diğer sayılardan farklı olarak geçen ay verdiğim kararlardan çok da kıvanç duymuyorum. Bunların arasında geçtiğimiz haftalarda %40 + %10 indirim yapmak suretiyle üç dört günlüğüne kapitalizmin baş kalesi haline dönüşen gratise böbreğimi ve çoluk çocuğun rızkını bırakmam başı çekiyor. Tabii ki ihtiyaç dahilinde olan şeyler de aldım ama bu dünyadaki kimsenin organik kulak çubuğu’na ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum, onu neden aldığım konusunda hiç bir fikrim yok. Hatırlarsınız Mustafa Kemal Çanakkale Savaşı’nda kaybedilmek üzere olan bir çatışmadan kaçan askere “Eğer merminiz yoksa süngüleriniz var” demişti, pekala anı kurtaran iyi bir fikirdi. Olur da ütopik ya da distopik bir gelecekte kapitalist bir rejim hüküm sürerse onlar beni “Paranız yoksa kredi kartınız var” sözümle hatırlayacaktır. Geçtiğimiz nisan ayında anlık can sıkıntısı yüzünden aldığım son model iPod Touch’ın taksitini hala ödüyorum ve taksit bitmeden cihaza bir şey olacak diye her gün ölüp ölüp diriliyorum. Dolayısıyla ilerde bahsettiğim gibi bir kapitalist rejim kurulursa muhtemelen önemli bir mevkide olup halkıma “ARKADAŞLAR EN AZ ÜÇ, FAZLA BEŞ TAKSİT” şeklinde öğüt vereceğim. Sözün özü kredi kartı kullanımınıza dikkat edin, kıvanç duymayacağınız kararlar vermekten kaçınmak için çok etkili bir yöntem.

interstellar

Geçtiğimiz ay kültür sanat konusunda neler yaptım konusuna gelirsek, 6 haftadır süren ve son 2 haftada yoğunlaşan vizelerden ötürü çok da güzel günler geçirmedim; ama iki gün önce gittiğim ‘Interstellar’ herkesi olduğu gibi beni de fazlasıyla etkiledi. Aslında film hakkında fikrini belirten her hayran gibi benim de ‘iki senedir bu filmi bekliyordum, çıkan her videosunu izledim’ demem gerekiyordu ama öyle olmadı. Filmi çıkmaya yakınken duydum ve konusu hakkında yalnızca afişinden anlayabileceğim şeyleri biliyordum.

McConaughey-Hathaway

Benim için filmin referansları Matthew McConaughey, Anne Hathaway ve Christopher Nolan’ın geçtiğimiz 10 sene içinde çektiği filmlerin neredeyse hepsinde yer alan Michael Caine idi. Pekala filmi izlerken ve izledikten sonra beni büyüleyen asıl şeyin soundtrackler ve konusu olduğunu söylemeliyim.

Konu bilim kurguysa ve işin içinde Christopher Nolan varsa hiçbir şeyin göründüğü ya da beklendiği gibi olmayacağını biliyorsunuzdur. Pekala çoğunuzun zamanında izlediği “Memento”, “Prestige” ve “Inception” gibi filmlerde olduğu gibi bu filmde de fazlasıyla ilgi çekici bir konu sıra dışı bir şekilde işleniyor. Solucan delikleri, kara delikler, kuantum fiziği ve yer çekimi ile ilgili teorilerin içine fazlasıyla işlendiği filmin senaryosu Nolan’ın bu konularla ilgili okuduğu makalelerden sonra şekillenmeye başlanmış. Gerçekliği arttırmak adına çekimler sırasında ‘Learjet’ adı verilen bir çeşit uçağın burnuna takılan IMAX kameraları ile görüntüler alınmış, Nolan’ın IMAX’e olan takıntısını bilenler için bu durum çok da şaşırtıcı olmasa gerek. Film özetle kaynakları tükenmekte olan dünyada, kızının odasındaki yer çekimi anormalisini farkeden eski pilot Cooper’ın (Matthew McConaughey) ailesini kurtarmak için yeni bir dünya aramak amacıyla eski işine dönüşünü anlatıyor. Filmin işlenişi ve sonu hakkında net bir şey söylemek istemiyorum ama Nolan yine Nolan’lık yapıyor diyebilirim. Her ne kadar gidelim dediğim tüm arkadaşlarım “Çok uzun ya üç saat o izlenir mi” demiş olsa da, üç saatin bir dakikasında bile sıkılmadığımı belirtmek isterim. Zira gerek konu gerekse soundtrackler o kadar iyiydi ki sıkılmak için üstün bir çaba göstermem gerekirdi. IMDB puanlarına çok takılmasam da ilgililer için, filmin IMDB puanı gün itibariyle 250.000 kullanıcıdan aldığı oy ile 9.0 olmuş durumda.

Geçtiğimiz ay yeni çıkan ve beni heyecanlandıran tek albüm Oh Land’in Earthsick albümüydü fakat albümü dinledikten sonra heyecanım irmik helvası gibi dağıldı, Favor Friends dışında hiç bir şarkıya ısınamadım, eski melodi & lirik kombinasyonunu yakalayamadım. Umarım fikrim ilerde değişir; ama o zamana kadar önerdiğim albümler arasında yerinde olmayacak. Bunun yerine bu sayıda da geçen ay nasıl şeyler dinledim, size ne tavsiye ediyorumun cevabı aşağıda.

playlist

Bu sırada geçtiğimiz sayılardan birinde size bahsettiğim Lykke Li konserine 50TL’ye aldığım kelepir öğrenci biletiyle gittim. Konser Babylon’da gerçekleştiği için konser saatinden bir iki dakika önce içeri girmeme rağmen Lykke ile aramda yaklaşık iki metre gibi bir mesafe vardı. Ses sisteminin bu sefer vasat olmasının yanı sıra Lykke’nin performansı ve setlisti tatmin ediciydi; fakat kendisi nedense seyircileri çoğu zaman görmezden geldi. Bir ya da iki cümle ağzından cımbızla alınıyormuşcasına çıktı ve bundan çok rahatsız oldum; çünkü geçtiğimiz ay aynı sahnede konser veren Chinawoman fazlasıyla samimi ve sevecendi, Lykke’den de aynı şeyi bekledim ister istemez.

Yazımı bitirmeden önce bu ay da bir kaç tavsiye bırakacağım.

Görüşmek üzere!

DİNLEMELİK: Blonde Redhead – Misery is A Butterfly, Gossling – Harvest of Gold, Hearts of Black Science – The Star in The Lake

   miseryAlbum-cover-Gossling-gold-harvest 918847587-1

İZLEMELİK: Interstellar, Mocking Jay Part I, Hobbit: Battle of The Five Armies (Aralık ayı içinde vizyona girmiş olacak)

GİTMELİK: 13 Aralık Oi Va Voi&Parov Stelar the Band konseri ve Tramvaydan tophane durağına indikten sonra yolun karşısındaki cami ve benzinliğin arasındaki sokaktan girince kolayca bulabileceğiniz Nar Cafe, kahvaltı için şiddetle tavsiye ediyorum.

Like

Kıvanç Süngü

Nefretçiler nefret edecek.

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir