WIE MUDO Concept’te

WIE komitesi olarak BFK (Bir Fincan Kariyer) etkinliğimiz çerçevesinde 10 Aralık Çarşamba günü MUDO CEO’su Barış Karakullukçu ile görüştük. Yaklaşık üç saat süren (bir buçuk saati MUDO’yu aramakla geçen) yolculuğun ardın sağ salim (orası tartışılabilir gerçi) Tuzla’ya varabildik. Girişte görevli misafir kartlarımızı verdi ve MUDO Concept’in içine girdiğimiz an büyülenmeye başladık. Çok güzel heykel ve maketler karşıladı bizi, tabii bir de görevli. Merdivenleri çıktıkça her merdiven başında da bir heykel veya vazo gibi tasarımlar vardı. Sonra bir toplantı odasında Barış Hanım’ı beklemeye başladık. Barış Hanım bizi çok sıcak karşıladı ve yanında bize daha da yardımcı olabilmek amacıyla bir tanesi İTÜ mezunu olan iki genel müdür yardımcısını getirdi.

İlk önce hazırladığı bir sunumla kendisini tanıttı. Dört kız kardeşin en büyüğü olarak Antalya’da doğmuş. Öğrenim hayatında Ankara, İzmir, İstanbul gibi birçok şehri gezen Barış Karakullukçu İzmir Fen Lisesi sonrasında Bilkent’te endüstri mühendisliğini tam burslu okuduktan sonra Boğaziçi ve Koç Üniversitelerinin sertifika programlarında büyük başarı göstermiş. Diğer üç kız kardeşinin hepsi de çok iyi üniversitelerde okuyup çok iyi yerlere gelmişler. Bizim ailemizde dörtte dört tane Women in Engineering var diyordu. Kariyerinde birçok başarılara imza atarken evinde ise bir anne. İki tane çocuğu ile hem kariyerini hem de iş hayatını başarılı bir şekilde birlikte götürebiliyor.

Unilever, IBIMSA, PwC, Accenture ve şimdi CEO olduğu MUDO gibi müthiş özgeçmişi ile bizi aydınlatmak için kendini tanıttıktan sonra bizi tanımak istedi. Çok sıcak bir ortam vardı. İlk önce çekinsek de bizi esprileriyle rahatlattı. Örneğin o günkü tek erkeğimiz (Barış Hanım’ın deyimiyle böceğimiz) Ali Gür’e konuşmadan önce şakayla takıldı. Ana temamız pozitif ayrımcılıktı tabi ve aklımıza gelen kendi endişelerimi içeren her soruyu yönelttik.

Meşhur AsansörümüzEn güçlü ve zirvedeki 50 Kadın CEO arasında yer alan Karakullukçu, aslında 16 sene boyunca danışmanlık yaparken radikal bir kararla Türkiye’ye gelmiş ve MUDO’da bambaşka bir alanda çalışmaya başlamış. Ve her seferinde çalıştığı alanlarda erkeklerin hâkim olmasına rağmen hep ayakta kalmaya çalışmış. Bu farklılıklara rağmen hayatta kalabilmek ve sonuç üretebilmek büyük bir değişim olmuş onun için.

MUDO’da CEO olduktan sonra yönetim kurulundaki değişimi merak ettik ve çalışmaya ilk başladığında büyük çoğunluk alışılagelmiş gibi erkek olmasına rağmen (zaten babadan oğula geçen bir şirket MUDO) başa geçtikten sonra kadın sayısı %50 oranda artmış. Bunun üstüne CEOsu kadın olan bir şirkette kadınlara ayrım yapılıp yapılmadığını sorduğumuzda ise “Kadın erkek farketmiyor işini nasıl yaptığı önemli fakat kadındır, işini düzgün yapamaz diye bir düşüncemiz olmadığından kadınlarımızın engelini kaldırdık, onlar da işlerini layıkıyla yapıyorlar.” cevabını aldık. Ne kadına ne de erkeğe ayrım yapılması doğru, kadın olduğum için terfi istemiyorum. Adaletsizlik olduğu için eşitlik ortamı yaratmaya çalışıyorum şirketimde, diye de ekledi. Konuşmamızın devamında söylediği şu sözler çok hoşuma gitti:

“Kadınların en büyük düşmanı yine kadınlar. Biz kendimizden şüphe duyup kendimizi geri çekiyoruz. Kendinizi sınırlandırmayın. Size zarar verebilecek yolları tıkayın.” ve bu hoş sohbetten aklımda kalan son sözleri de “Hayatınızda tek konuştuğunuz şey iş veya ders olmasın. Kendinize kural koyun, dönüp dolaşıp muhabbetlerinizi bu konulara getirmeyin.” oldu.

MUDO Concept

MUDO Concept

Biz kendimizi konuşmanın güzel akışına kaptırmışken ne yazık ki bize ayırdığı sürenin sonuna gelmişiz. Fakat bizi MUDO Concept’i gezdirecek bir görevli ayarladı ve muhteşem turumuza başladık. Kelimenin tam anlamıyla harikaydı. Girişte gördüğümüz tasarımlar daha hiç bir şeymiş aslında. Üst katta bir sergi vardı. Muhteşem tablolardı, hepimiz ağzımız hayranlıkla açık çok büyük bir heyecanla tabloları inceledik. Bizi oradan çıkarmaları çok zor olsa da büyük yük taşıma asansörünü bizim için insan taşıma asansörü haline getirerek kandırdılar. Ve sonrasında depoyu gezdirmeye başladılar.

E tabi bizim aklımız hala tablolardaydı. Sanırım yukarıdaki sergiye kaçamayalım diye bizi öyle karmaşık şekilde dolaştırdılar ki sürekli aşağı katlara inmemize rağmen geziye başladığımız noktada bitirdik. Hala bunun sırrını çözebilmiş değiliz. Bol bol fotoğraf çekilmeli bir etkinliğimiz de tatlı bir yorgunlukla ve hiç beklemediğim bir hızda Tuzla’dan İTÜ’ye dönüş yolu oldu. Belki de yolda da fotoğraflara ve muhabbete daldığımızdandır. Ama sonuç olarak bu görüşmeden çıktıktan sonra iş hayatına bakış açım büyük ölçüde değişmişti. Bundan dolayı Barış Karakullukçu’ya teşekkür ederim.

WIE’li kalın!

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir